Yine Yeni Yeniden: Özgürlükiçin.com
Pardus ile tanıştıktan sonra bugün Pardus ekibinde olmamı sağlayan en önemli etken herhalde sıcak bir Haziran günü bugünlerde OpenSuse’de çalışan sevgili İsmail Dönmez’in beni yanına katarak Özgürlükiçin’in uzunca bir süre yürütüleceği olan Artistanbul ofisine götürmesi oldu. O sıralarda çoktan başlamış olan Özgürlükiçin.com çalışmalarına e-posta listeleri üstünden, kimi politikaların yazımına katkı vererek ve bazı inceleme yazıları yazarak destek olmakla birlikte o günden sonra hayatım bambaşka bir yöne gitmeye başladı. O zamanlar sitenin editörü olan sevgili dostum Ekrem Seren’in benim yazdığım yazıları eklemekten sıkılıp “sen ekle” demesiyle verdiği yönetici hesabının ardından; sanıyorum Eylül ayında yarı zamanlı olarak Özgürlükiçin’de çalışmaya başladım. Zaman geçtikçe özgürlükiçin sayesinde pek çok değerli dost ve hayat boyu benimle birlikte olacak pek çok deneyim kazandım. Okuldu, stajdı derken bugün yaklaşık bir buçuk yıldır Pardus projesinde sözleşmeli projeler ekibinde çalışıyorum. Çok kabaca bakıldığında benim Özgürlükiçin hikayemin özeti bu.
Bu hikayenin içinde pek çok kişiyle çalışma fırsatı da buldum. Ekrem Seren, Ahmet Aygün, Denis Kürov, Hüseyin Berberoğlu, Uğur Çetin, Eren Türkay, Bahadır Kandemir yazdıkları kodlarla; Hande, Deniz Ege Tunçay, Pınar Eskikan, Gökhan Özkan sihirli kalemleriyle ve t0 anından itibaren Özlem – Ali Işıngör, Ahmet Hiçyılmaz öi’nin kahramanları oldular. Özgürlükiçin’e kadın elini ilk dokunduran Gözde Orgun bize düzenli çalışmak ve iş disiplini konusunda büyük dersler verdi. Gözde’nin halefi Sevgili Seda Akay’ı okuldan çıkarıp kolundan çeke çeke ofise getirdiğim günü ve onun halefi sevgili Gizem Belen’e özgürlükiçin’i anlattığım Cevahir Starbucks buluşmamızı daha dün gibi hatırlıyorum. İrem Çobanoğlu ile ne yazık ki beraber mesai yapma fırsatımız olmadı fakat çok keyifli bir arkadaşlığımız olduğunu söyleyebilirim. Klişe tabiriyle bu bir bayrak yarışıydı ama Öİ o kadar şanslıydı ki bayrağı bir kere eline alan hiç bırakmadan koşmaya devam etti ve yarın da mevcut yöneticilerimiz bizimle beraber olmaya devam edecekler.
Zaman içinde adlarını buraya yazamayacağım ama katkılarının toplamı hepimizden büyük olan bir sürü gönüllümüz ve gönüllü yöneticimiz oldu ki onların yeri bende çok ayrı. Özgürlükiçin’de görev alan herkes mesasini ve mesai öncesi / sonrasını özgürlükiçin’i daha iyi bir yere götürmek için uğraştı ve hepsi çok başarılı oldu. Hepsine her şeyden önce tekrar teşekkür ediyorum.
Bugünden itibaren mevcut yöneticilerimize ek olarak benim için çok değerli iki isim daha Özgürlükiçin mesasi yapmaya başlayacaklar. Sevgili Koray Löker ve Nihan Katipoğlu geçtiğimiz hafta duyurulduğu gibi Pardus’un yeni camia koordinatörleri olarak işe başladılar. Koray aslında özgürlükiçin’e hiç yabancı değil. Hafızam beni yanıltmıyorsa 2007 yılında bir dönem kendisi ile mesai yapma fırsatı bulmuştuk. Bu yüzden hızla adapte olacağından şüphem yok. Nihan ise herhalde yazının bulunmasından bu yana ülkemizde yapılan hemen hemen her festivalin organizasyonunda yer almış ve koordinasyon, editörlük gibi alanlarda hepimizden çok daha değerli tecrübeleri olan ve zamanla özgürlükiçin’e bu tecrübesini aktaracak taze güç.
Koray ve Nihan bizlerden farklı olarak aslında ellerini daha ağır bir taşın altına atmış durumdalar. Pardus’un camia koordinatörleri olarak sadece özgürlükiçin’in değil Pardus topluluğunun / cemaatinin tamamına yönelik çalışacaklar. Politikalar oluşturmak, topluluğun dağıtıma verdiği katkıyı devam ettirmek ve daha üst noktalara çıkarmak için ve ülkemizdeki diğer özgür yazılım topluluklarıyla daha yakından çalışmak için şimdiden hareket etmeye başladılar. Detaylarını onlara bırakmakla beraber gelecek aylarda Pardus ve LKD’yi çok daha yakın çalışır halde göreceğimizi şimdiden söyleyebilirim.
Özgürlükiçin topluluğunun bugün olduğu gibi yarın da elini taşın altına atacağından ve yeni yöneticilerimize de destek olacaklarından hiç bir şüphem yok.
Tekrar hoşgeldiler…
Tags: koray, nihan, özgürlükiçin, pardus, teşekkür



