İnsan kullanacak bunu

Ergonomi ve altın oran

Özgürlük İçin sitesinde Beyin adlı bir bölüm var. Kullanıcılar akıllarına gelen yeni her tür fikri oraya giriyor, diğer kullanıcılar da beğenilerini ifade ediyorlar. Böylece hangi fikirlerin daha çok insanı ilgilendirdiği görülebiliyor. Bu fikirlerin bir çoğu da hata takip sistemi üzerinden Pardus geliştiricilerine aktarılıyor.

Yakın zamanda bu aracı kullanan bir kullanıcı, pencerelerin geometrik şekillerinde neden denemeler yapamadığımızı sorarak, yuvarlak, üçgen pencerelerin de kullanılabilmesinin iyi olacağını aktarmış. Devamında çok sayıda olumsuz oy aldığında, buradaki hemen her fikri özenle değerlendiren Anıl bu kadar çok olumsuz değerlendirme çıkmasına şaşırmış.

Kendi açımdan bu fikrin aslında bir açıdan çok yaratıcı olabileceğini kabul etsem de, neden olumsuz değerlendirenler arasında yer aldığımı anlatmak istedim…

Ergonomi disiplini, insanların bedensel becerileri doğrultusunda en az güç ve çaba harcayarak en çok faydayı alabilecekleri tasarımları yaratmayı hedefler. Özellikle endüstriyel tasarımın çok yararlandığı bir bilgi birikimidir ergonomi. Ne acıklıdır ki, medeniyetin bu bilgiye kendi tanımına oldukça ters biçimde savaşlar nedeniyle ulaşmış. İlk ergonomi çalışmaları askeri araçların tasarımında dikkat edilmesi gereken ilkelerden yola çıkılarak derlenmiş. (Hafızam beni yanıltmıyorsa Jeep markasıyla ünlü arazi araçlarının 2. Dünya Savaşı maceraları bu konuyu öyküleştirme konusunda özgür yazılım öyküsünde Xerox etkisi yapıyor)

Böyle daha bilimsel bir perspektiften meseleyi ele almak gerekirse, dikdörtgen ekranların içinde yuvarlak pencereler açmak, pencereler farklı şekiller de görünse bile dikdörtgen (ya da çemberler için kare) bir alan kaplayacak demektir. Böyle olunca da ekranlarda ölü hale gelen alanlar olacak demektir. Bunun yaratacağı duyguyu anlamak için dikdörtgen bir masa için uygun olan örtüyü yuvarlak bir masaya sermeyi deneyebilirsiniz.

Ölü alanların sorun olmayacağını öne sürebilecek insanlara da şunu hatırlatmak isterim: Yeni donanımlarla çalışan ve masaüstü bilgisayarı alan kullanıcılar 21” ekranlar kullanıyor olabilir, fakat bilişim dünyasının, özellikle de ekonomik hacim anlamında bakarsak geleceği, taşınabilir aygıtlar üzerinden şekilleniyor. Akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar ve benzeri taşınabilir, hafif, küçük araçlara yatırımlar artıyor. Sektörün en büyük oyuncularının bu alana ve masaüstü sistemlere harcadığı ar-ge paylarına bakmak bile bunu görmek için yeterli. Telekomünikasyon sektörünün oyuncuları, beş yıl öncesine kıyasla İnternet, bilgisayarlar gibi konularda çok daha fazla hayatımızın içinde… Bunun sonucu olarak da insanlar bilişim dünyasının hayatlarına kattıklarını bu aletlerle gerçekleştirmek ister hale geldi. Meseleye böyle bakınca, tasarımın geleceğinde ekranlar küçülüyor.

Bunu anlayan örneklere bakalım: KDE iki ayrı dalda çalışarak netbook bilgisayarlara özel arayüz geliştiriyor, Ubuntu bütün değişkenlerini 8” ekranlarda da kullanışlı olsun diye baştan düşünüyor… Pardus da yakında bu problemleri de hesaba katan tasarımlarla düşünmek zorunda kalacak kuşkusuz… Dolayısıyla arayüz tasarımında her bir pikselin kıymetli olduğu daha da belirginleşiyor.

Kullanıcıların bir çoğu sorsanız bu cümleleri kurmayabilir ama, içten içe o tasarımların kendi ihtiyaçlarını karşılarken işi karmaşıklaştırmak olacağını düşünür. Tahminen bu nedenle de Beyin’deki oylamada olumsuz oy kullanmıştır.

İşin bir de diğer yönü var: tasarım tanım olarak sorun çözmek içindir. Çöp kutularının şeklinden, zarfların açılmasını kolaylaştıran perfore kesimlere kadar akla gelen tüm tasarım fikirleri ve uygulamaları bir nesnenin kullanımını insan bedeninin sınırlarına uygun olarak kolaylaştırmayı hedefler. Bu hedefin tanımında öncelikle ürünün kullanılmasının tarifi yer alır. Bir dönemin meşhur reklamlarından yola çıkarsak, İsviçre’li bilim adamları (ki bilim insanları demek daha güzeldir her zaman, çünkü kadınlar da bilim konusunda çok başarılıdır) üç açılı diş fırçası yaparken, fırçanın ağzımızın içinde her dişe aynı biçimde ulaşabilmesinin hesabından yola çıkar. Sorun bellidir, ağız yapısı bellidir, gerekli hesaplarla tasarlanan fırça her dişe ulaşır. Arayüz tasarımı hatta grafik tasarım da aynı şekilde sorun çözer aslında. Oradaki sorunlar daha soyut biçimde tarif edilebilir: 600 karakterden oluşan bir metnin, A5 boyutunda bir sayfa üzerinde okunaklı olması için hangi yazı tipi, hangi renkte, harfler ve satırlar arasında hangi boyutta boşluk bırakarak yerleştirilmeli?

Kuşkusuz bir gün yuvarlak ya da üçgen pencerelerin olduğu bir masaüstü tasarımı yapabilir. Tahminim, pencerelerin şekillerini değiştirerek içerdikleri bilgileri sunmanın daha iyi bir yolunu keşfetmiş olacaktır… Neden başka şekillere ihtiyacımız olduğu sorusunun cevabını ilk veren kişi de o olacak diye düşünüyorum.

  1. eszalize
    Bahsettiğiniz konuyu “beyin” bölümüne taşıyan kullanıcı olarak

    Dikdörtgen pencerelerin kesinlikle en kullanışlı olanlar olduklarını kabul ediyorum. Sorun şu ki benim sorunum kullanışlıkla ilgili değil aslında. Benim asıl sormak istediğim şey, neden pencerelerimizi şekillendirmek konusunda özgür değiliz?

    Bu fikir insanlara ilk önce gereksiz gibi geliyor. Siz de aynı zamanda teknolojinin kullanışlılık üzerine çalıştığını savunmuşsunuz ama bence bu yanlış. Teknoloji aynı zamanda görsellik ve estetik üzerine de çalışır. Sizin düşündüğünüz gibi olsaydı, en basitinden arabalar yalnızca kutu şeklinde tasarlanırdı. Örnek vermek için araba sektöründe kaporta gibi görünüş elemanlarının ne kadar önemli olduğundan bahsetmeme gerek yok sanırım. Her neyse. Kullanışın yanı sıra görünüş açısından da dikdörtgen pencereler en iyisi olsa bile ben canı isteyen herkesin (delirmiş olabilir ya da dörtgenlerle sorunu olabilir) pencerelerini şekillendirebilmesinden yanayım.
    Bilgisayar dünyası için büyük öneme sahip yüzlerce konu varken geliştiricilerin böyle bir mesele ile uğraşmamalarını anlayabilirim ama verilen (-) oylar benim için insanların “biz kendi seçme duygumuza sahip değiliz. Birileri her zaman bizim için daha iyi olana karar versin” demeleri anlamına geliyor.

  2. Sizin düşündüğünüz gibi olsaydı, en basitinden arabalar yalnızca kutu şeklinde tasarlanırdı. Örnek vermek için araba sektöründe kaporta gibi görünüş elemanlarının ne kadar önemli olduğundan bahsetmeme gerek yok sanırım.

    Bu ifadeniz bence konuyu nasıl anlamıyor olduğunuzun en açık göstergesi. Arabalar estetik olsun diye değil, aerodinamik hesaplarına uygun biçimler alsın diye kutu değiller. Aksi takdirde hava sürtünmesi o kadar artar ki, sürekli bir şeyi iterek yol alıyor gibi davranmaya başlar, bunun sonucu olarak da yakıt tüketimi korkunç oranlarda artar.

    Arabaların mevcut tasarımının nedeni de kullanışlılık, bilimsel doğruyu yakalamak, verimli olmak, daha uygun olanı bulmaktır. İçinde ihtiyaç duyulan hacme uygun olarak otobüsler de kutu olunca daha başarılı bir tasarım olabilirler örneğin. Bunların hiç biri “kaportanın önemi”, “güzelik” falan gibi kriterlerden doğmaz.

    İnsanların (-) vermesi de bence fikrin dayanaksız, anlamsız, saçma sapan bir fikir olmasından olabilir, seçme duygusuna sahip olmakla filan ilgisi yok. Hiç bir işe yaramayacakken yuvarlak pencere yapmak seçme özgürlüğü falan değil.

    Diyelim medya oynatıcısını yuvarlak yaptık, içinde ne oynayacak? Kare görüntü… Firefox yuvarlak olsun, ne gösteriyor o? Kare web sayfası… Yuvarlağın içine ne koyacağız da yapalım??? Bu sorunun cevabı yokken bu işi yapmak doğru değil…

  3. ” Bu ifadeniz bence konuyu nasıl anlamıyor olduğunuzun en açık göstergesi. Arabalar estetik olsun diye değil, aerodinamik hesaplarına uygun biçimler alsın diye kutu değiller. Aksi takdirde hava sürtünmesi o kadar artar ki, sürekli bir şeyi iterek yol alıyor gibi davranmaya başlar, bunun sonucu olarak da yakıt tüketimi korkunç oranlarda artar. ”

    Sizin de gayet anladığınız gibi, arabalar basit bir örnek. Niyetiniz söze devam edip yalnızca çürütülecek materyal bulmaksa, imla hatalarımı da dile getirebilirsiniz. Her neyse. Madem bu kadar inatçıyız, size örnek olarak arabaları değil de başlı başına “sanat” kavramını sunuyorum.

    Eğer bu da bir şeylerin parlamasına yardımcı olmadıysa sanırım düşüncelerinizi PARDUS geliştiricilerine karşı savunmanız gerekecek.

    -Neden masa üstlerindeki arka plan fotoğraflarını değiştirebiliyoruz? Bilgisayarımızın hızı mı artıyor uygun resim seçildiğinde?

    -Neden masa üstündeki simgeleri yalnızca dik konumda değil de farklı açılarda bırakabiliyoruz? Neden simgelerin ters çevrilebilmesi gibi gereksiz bir özellik koyulmuş?

  4. Neden böyle bir tartışma inadına kapıldığımızı bilemiyorum, ama bakın gene yanlış bir örnek veriyorsunuz. Masaüstü arka plan görsellerini değiştirdiğinizde bilgisayarın hızı değil, ama sizin onu okuma biçiminiz değişiyor. Gene kullanışlılık, gene kullanışlılık…

Yorum Yap


Not - Bunları KullanabilirsinizHTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

site tracking with Asynchronous Google Analytics plugin for Multisite by WordPress Expert at Web Design Jakarta.